Sağlık Önce Gelir

C vitamini cildi gençleştiriyor

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

Bazı çalışmalar, C vitamininin, vücudumuzdaki bağ doku denilen koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rolü oynadığını ortaya çıkardı.
Günlük yaşantıda taze sebze ve meyve yiyenlerin yeterince C vitamini aldıkları ve bu vitamin dozunun cildin kırışmaması için yeterli oranda olduğu ifade edildi. C vitamininin, vücudun her noktasına taşındığını belirten uzmanlar, hücrelerin ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan aldıklarını ve fazla alınmış miktarın vücuttan idrar yolu ile atıldığını vurguladı. Sıklıkla yenilen taze sebze ve meyvelerin C vitamini için iyi bir kaynak olduğunu belirten uzmanlar, günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozunun 300 ile 500 miligram arasında olduğunu ifade etti.

Sigara kullanan kişilerin cilt rahatsızlıkları çektiğine ve C vitaminine daha yüksek oranda ihtiyacı olduklarının altını çizen uzmanlar, C vitaminin cildin kırışma süresini uzattığına dikkat çekti. Hücrelerin C vitaminiyle beslendiklerini ve tazeliklerini koruduklarını vurgulayan uzmanlar, yüksek dozda harici olarak alınacak vitaminlerin kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını belirtti.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Her Yaşa Farklı Bakım

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

Eğer henüz 20′li yıllarını sürüyorsanız o zaman cilt problemleriyle henüz karşılaşmadınız demektir.

Güzelliğin birinci koşulu cilt bakımı şüphesiz. Tabi doğru bakım yöntemini seçebilmek de burada önemli bir rol üstleni­yor. Uzmanlara göre her yaşın ürünleri farklı. Dolayısıyla bu basit kuralı göz önünde bulunduran her kadının, yaşı kaç olur­sa olsun, güzel bir cilde sahip olması mümkün. Çünkü güzelli­ğin yaşı yok…

Güneş, rüzgâr, yağmur ve soğuk gibi değişik iklim koşulları, giderek çoğalan çevre kirliliği ve incelen ozon tabakası karşısın­da cildimiz de göstermek zorunda olduğu direnç katlanarak ço­ğalıyor. Hergün karşı karşıya kaldığımız bu olumsuz faktörler cildin yaşlanmasını hızlandırıyor.

Gülmek, hayal kurmak, konuşmak ya da hayret etmek… yüz­deki izler ya da kırışıklıklar bazen bu hoş güdülerle daha özel­likli bir hal alabiliyor. Ama zaman içinde günlük kas maratonu­nun izleri giderek derinleşiyor ve yüze yerleşiyor. Aslında cildin yaşlanmasında en büyük etken genetik özelliklerle bağlantılı. Bir bölümde de dış faktörler rol oynuyor. Eğer bunların içinde ana nedenleri sayacak olursak iklim koşulları, sağlıksız yaşam, cilt bakımına yeterince önem vermemek, ilaç kullanmak, fazla sigara ve alkol tüketimi ilk sıralarda yer alıyor. Bu olumsuzluk­lar da kendini ciltte kırışıklık olarak ortaya koyuyor. Ten rengi cansızlaşıyor, cilt soluyor, kuruyor ve parlaklığını yitiriyor. Pig­ment lekeleri sağlıksız bir cildin habercisi olarak cilt yüzeyine yerleşiyor. Bu arada bio kimyasal değişiklikler de cildin iç kat­manlarında etkili oluyor. Cildin üst yüzeyi olan epidermis ger­ginleşirken orta tabaka olan dermiş inceliyor ve elastikiyetini kaybediyor. Cilt tabakaları arasındaki iletişim giderek azalıyor. Yağ dokusu yeniden yapılanıyor ve derin tabakalardaki cilt elastikiyeti bozuluyor. Kas lifleri üzerinde bulunan cilt çizgileri giderek derinleşiyor ve bir daha düzelemiyor. Bunun sonuçları olarak arşımıza solgun, direnci az, elastikiyetini kaybetmiş bir cilt tipi çıkıyor.

Cildin orta yaş krizi
Peki, 30,40 ya da 50. Doğum günlerinde yaşlılık krizine giren kadınların sayısı ne kadardır dersiniz? Çok değil çünkü kadınlar artık yaşlılığa çok daha güvenli ve korkusuzca bakıyor. Yapılan araştırmalar 35-40 yaş arsındaki oran için görünümün kesinlik­le büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor. Ve onlar da ciltlerinin artık 20 yaşındaki kadar genç, gergin ve taze görünmeyeceğinin farkında. Dermatologların ve kozmetikçilerin bildiği bir şey var o da kırışıklıklar, elastikiyet kaybı ve yorgun ciltlerde sadece do­ğal yaşlanma sürecinin suçlu olmadığı. Suçlular arasında UV ışınları, çevre kirliliği, cildimizi çoğunlukla olduğundan daha yaşlı gösteren stres gibi dış etkenler de bulunuyor. Yeni anti-aging kremleri bu yüzden oldukça hassas içerikleriyle ortaya çı­kıyor. Sadece ciltteki beslenme ve enerji yetersizliğini dengele­mekle kalmıyor aynı zamanda koruma mekanizmasını da yeni­den harekete geçiriyor. Bileşimlerindeki yeni saf bio-etkili maddeler doğadaki malzemelerden ve bitki özlerinden oluşu­yor.

Korunma 20′lerin ilk koşulu
Eğer henüz 20′li yıllarını sürüyorsanız o zaman cilt problem­leriyle henüz karşılaşmadınız demektir. Çünkü cildiniz henüz genç ve taze görünümünü korumaya devam eder. Doku ise kı­rışıklıkların oluşmasını önleyecek kadar elastik ve yeterince ne­me sahiptir. Yine de çevre kirliliği, olumsuz dış etkenler ve gü­neş ışınların zaman içinde nasibini almaktan kurtulamaz. 20′li yaşlarda cildin kan dolaşımı normal bir düzende sağlıklı bir şe­kilde devam etmektedir. Bu yüzden parlak ve pürüzsüz bir gö­rünümdedir. Ancak 25 yaşla birlikte vücudun yaşlanma saati yavaş yavaş işlemeye başlar. Vücut elastin, kollajen ve ter üreti­mini giderek kısıtlamaya başlar. Cilt gün be gün kendini nem­lendirme gücünü kaybeder ve kuru bir görünüm alır. Bu yüz­den 20′lerin son demlerinde cildinizde ince de olsa ilk kırışık­lıklarınızla yüzleşmeye hazır olun, özellikle de göz çevresinde… Termal suyla ve nemlendiricilerle yapılan ilk bakımlar cildin mümkün olduğunca uzun süre gençliğini korumada etkilidir.

Uyguladığınız bakım E ve C vitaminli ürünlerle desteklendiğin­de ise hücrelere zarar veren serbest radikallerin nötralize olma­ları çok daha kolay olacaktır. 20′li yaşlar için en ideal bakım ürünleri hafif içerikli j el formundaki kremler ya da sıvılardır. En az bakımlar kadar önemli olan bir konu daha var ki o da cildin güneş ışınlarından korunması olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü zararlı ışınlar hala cilt yaşlanmasında en önemli etken olmaya devam ediyor. Birçok kozmetik ürünü UV korumalı olarak üre­tiliyor. Benim tavsiyem, ister kış ister yaz günü olsun, dışarı çı­karken cildinize mutlaka bir nemlendirici sürmelisiniz.

Bu yaşlarda derinlemesine temizliğin önemi bir kez daha or­taya çıkıyor. Çünkü cilt sadece ergenlik döneminde değil daha sonraki dönemde de olumsuz çevre koşullarından etkileniyor. Bu yüzden uyumadan önce makyajınızı iyice temizlemeyi ih­mal etmeyin. Yoksa cildinizin mat bir görünüm alması ve can­lılığını yitirmesi işten bile değil. Cilt sorununuz yoksa bile gün­de bir kez süt, krem ya da köpükle temizlemeyi alışkanlık hali­ne getirin. T bölgesi olarak bilinen alın, çene ve yanak bölgesi özellikle temiz tutulması gereken bölgeler arasında. Dolayısıyla.. cildinizi sadece akşamları değil sabahları da temizlemenizde fayda var.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Ne tarz makyaj yapmalı ?

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

Bu yaşlarda özellikle güçlü kapatıcılardan özellikle kaçın­mak gerekiyor. Onun yerine yine UV korumalı renkli gündüz kremleri ya da transparan fondötenler kusurlarınızı kapatmak için yeterli olacaktır. Fondöteni uygulamadan önce küçük sivil­celeri ve siyah noktaları antiseptik bir kapatıcıyla gizleyebilirsi­niz. Daha sonra T bölgesine sürdüğünüz transparan pudra ise cildin matlaşmasına yardımcı olur ve istenmeyen parlaklıkların oluşmasını önler. Şimdi sıra trende uygun ve sıra dışı makyajı­nıza geldi. Canlı renklerle oynamaktan korkmayın. Ama bu do­ğal görüntünüzü bozacağınız anlamına da gelmemeli. Bir tu­tam pembe allık, şeffaf dudak parlatıcısı ve koyu renk bir mas­kara yüzünüze taze bir görünüm kazandırmak için ideal.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Havalı saçlar için

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

Eğer saçlarınızı boyuyorsanız, saç bakımında mutlaka olma­sı gerekenler arasında listenin ilk sırasında nemlendirici ürün­ler var. Kullandığınız saç ürünleri arasında saçları kurutan reçi­ne ve alkol bulunuyorsa, o zaman haftada bir kez saçlarınıza bakım kürü uygulamalısınız. Şimdi sıra değişik saç kesimleri ve farklı renkler denemekte. Henüz hangi rengi kullanacağınıza karar veremediyseniz o zaman şampuan boyalarla istediğiniz rengi saçlarınızda test etme şansına sahipsiniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Zinde kalmanın yolları

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

20 ve üzeri yaşlarda hafif bir armut göbeği, basenler ve ba­caklar çok da şaşılacak bir durum değil. Yine de kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız o zaman seçeceğiniz herhangi bir spor dalıyla henüz yerleşmemiş yağlarınızı kaslara dönüştür­mek için şansınız var demektir. Vücut 25 yaşla birlikte verimli­liğinin en yoğun olduğu ulaştığından, sınırlarınızı rahatlıkla zorlayabilirsiniz. Haftada üç kez 30 dakikalık herhangi bir spor türü bu yaşlarda sizin için ideal.

Nasıl beslenmeli ?
• Problemli bir cildiniz varsa yağlı ve acılı yemekten kaçı­nın. Her ikisi de ciltteki yağ bezlerini harekete geçiriyor ve
cildin aşırı yağlanmasına sebep oluyor.
• Balıkta ya da kabuklu hayvanlarda bulunan potasyum cilt yüzeyindeki kirliliği önleyici etkiye sahip.
• Solgun bir cilde sahipseniz, vücudunuzda demıir eksikliği olabilir. Maydanoz, soya fasulyesi ve patates demir eksik­liğini gideren sebzeler arasında yer alıyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

30′lu yaşlardaki kadınların güzellik sırları

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

30′lu yaşlardan itibaren kadınlar kendilerini zorlu bir hayat maratonunun içinde buluyorlar. İş ve ev arasında gidip gelir­ken daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyorlar. Yine de cilt henüz gergin, göğüsler ve kalçalar sıkıdır. Sadece göz ve dudak kenar­larında ilk kırışıklıklar görülmeye başlar. Ve saçlarda bir iki tel beyaza rastlamak olasıdır. Ancak doğru bir stratejiyle bu yaşlar­da da biyolojik saati en azından yavaşlatmanın mümkün oldu­ğunu söyleyebiliriz.

30′la birlikte artık hücreler eskisinden daha yavaş çalışmaya başlıyorlar. Cilt eski tazeliğini yitiriyor. İlk belirtiler ise özellikle göz altlarında ortaya çıkan ve çoğu zaman kırışıklıkların neden olduğu kırışıklıklarla başlıyor. Dokular eski esnekliğini kaybedi­yor, ciltteki nem oranı düşüyor ve ciltteki yağ üretimi eskisinden yüzde 30 oranında azalıyor. Bu yüzden 30′larm ortasından itiba­ren cilt, kendini yenilemek için 28 gün yerine 40 güne gereksi­nim duyuyor. Bu olumsuzluk kendini önce ciltteki kirliliğin azalmasıyla gösteriyor. Sonuçta artık nem ihtiyacını karşılayamadiği için elastikiye de azalmaya başlıyor. İlk mimik kırışıklık­ları göz çevresi ve ağız kenarında kendini göstermeye başlıyor. Şimdi uygulanmaya başlanan güzellik planı gündüz UV koru­malı bir nemlendiriciyle kırışıklıkları önlemek ve vitaminlerle enerji depolamak olmalı. A vitamini hücre yenileyici özelliğiyle öne çıkıyor, C ve E vitaminleri ise serbest radikallerle savaşırken aynı zamanda bağ dokusunu sıkılaştırıyorlar. Geceleri ise enzim bileşenli yenileyici bir gece kreminin yanı sıra yeterli uyku öne­riliyor. Bu sayede hücrelerin yenileyici mekanizması en yüksek düzeyde olabiliyor. Küçük gülümsemeler, göz kırpmalar ve yü­zü buruşturmalar henüz derin kırışıklıklar yaratmıyor. Ancak bu yaşlarda göz bakımı önem kazanıyor. Çünkü düzenli olarak kul­lanmaya başlamanın tam sırası. Göz etrafındaki hassas cildi tahriş etmemek için kremi gözün çevresine sürün ve işaret ve orta parmaklarınızla hafif masajlar yaparak yayın. Kalan kremi dudağınızın çevresine sürün. İnce kırışıklıklarınıza ekstra bakım için gözlerinizi haftada iki kez 15 dakika boyunca bakım ürünü sürdüğünüz göz pedleriyle dinlendirebilirsiniz.

Doğru bir bakımla yaşlılığın ilk belirtilerini geciktirmek mümkün. 30′larda üzerinde önemle durulması gereken ilk ko­nu da derinlemesine temizlik. Sabahları yüzü sadece soğuk suyla yıkamak yeterli olsa da akşamları yüzdeki makyaj artıkla­rını temizlenmesi şart. Sabahları yüzünüzü yıkadığınız soğuk su uykuyu açarken hem de kan dolaşımını harekete geçiriyor. Solgun ciltler soğuk-sıcak kompresleriyle renk kazanıyor. Ak­şamları cildinizi temizlerken normal sabunlardan uzak durma­nızı tavsiye ediyoruz çünkü normal sabun cildin çok fazla kuru­masına yol açıyor. Bileşiminde aynı zamanda bakım yapan avokado, jojoba ve hindistancevizi yağı içeren temizlik ürünle­rini tercih edebilirsiniz.

Işığı yansıtan pigmentler içeren bir fondöten, cilde kazandır­dığı pürüzsüz bir görünümle ince kırışıklıkları bile görünmez yapabiliyor. 30′lu yaşlarını süren kadınların makyaj çantaların­da mutlaka bulundurmaları gereken ürünlerden biri de göz çev­resindeki halkalar için kapatıcı. Ve 30′ların sonlarına yaklaşan­lar için parıltılı farlar artık “tehlikeli” ürünler kategorisine giri­yor. Bu tarz parlak göz kapaklarını düşük gösteriyor. Bu durum­da gün içinde mat farları tercih edip, parıltı için geceyi bekleme­niz gerekiyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Cilt yapısına göre bakım şekilleri

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

KARMA CİLT (Süre bir saat) Çok sık rastlanan bir cilt tipidir.Yağ bezlerinin bazı bölgelerde çok, bazı bölgelerde yetersiz çalışma­sı sonucu alın, burun, çene yağlı; yanaklar ve göz kenarları ise kuru ve kırışıktır. Bu tür ciltlerin bakımı zordur. Bu tür bir cildin bakımında;
a)Temizleme sütü bütün yüze sürülür, frimatör fırçasıyla te­mizlenir. Ayrıca göz makyajı da temizlenir.
b)Vapozorıe ile ozon buharına tutulan ciltte gözler bir pet ile kapatılır. Yapılan bu işlemin süresi on beş dakikadır.
c)Siyah nokta ve yağ bezleri komedon pres ile temizlenir.
d)Frimatör taşı ile peeling yapılır. Süre. iki ilâ üç dakikadır.
e)Yağlı kısımlara sıkıştırıcı veya oksijen, kuru kısımlara canlan­dırıcı veya. nemlendirici maske sürülür. Süre, yirmi dakikadır.
f)Bütün yüze dinlendirici packung sürülür. Süre, yirmi da­kikadır.
g)Nemlendirici krem ile masaj yapılır.

NOT: Cilt özelliğine göre istenirse masajdan sonra kremin fazlası alkol derecesi düşük bir tonik ile temizlenir.

YAĞLI CİLT (Süre bir saat on beş dakika) Çalışan yağ bez­leri bu tür cildin gözeneklerini genişletir. Burunda ve çenede göze­neklere gömülü ufak yağ noktaları görülür. Yüzün çevresi kurudur. Bu tür ciltlere de sıkça rastlanır.
a)Makyaj, göz makyajı da dahil temizleme sütü ile temizle­nir. Bu temizlemede fırçadan yararlanılır.
b)Ozon buharı tutulur. Süre yirmi beş-otuz dakikadır.
c)Komedon pres ile siyah noktalar temizlenir.
d)Peeling kremi sürülüp beş dakika ozon buharına tutulur. Da­ha sonra taşlama veya. fırçalama yapılır. Süre, iki-üç dakikadır.
e)Yağlı ciltteki fazla yağı alarak veya (porlar açık ise) por sı­kıştırıcı ampul iontoferez ile yedirilir.
f)Sıkıştırıcı maske uygulanır. Süre on beş dakikadır.
g)Kızarıklık alıcı, yatıştırıcı maske veya packung uygulanır. Süre on beş dakikadır.
h)Masaj yapılır. Süre on beş-yirnıi dakikadır.

KURU CİLTKuru cildi, normal ciltten ayırmak güçtür. Cildin kuru olup olmadığını anlamak için onu iyice temizlemelidir. Kuru cildin rengi genellikle donuk ve soluktur. Kuru ciltleri iki sınıfa ayı­rabiliriz
*Yağsız Kuru Cilt Bu tür cildin gözenekleri nazik ve duyarlıdır. Elmacık kemikleri bölgesindeki kılcal damarlar yüzeye yakınsa, bu bölge kızartılı olur.
*Susuz Kuru Cilt Bu tür cildi olanlar, yüzlerini sabunla yıka­dıklarında, cildin gerildiğini hissederler. Gözenekler her ne kadar yağsız kuru ciltlerinki kadar nazik değilse de, deri pul pul dökülür. Çünkü susuzdur. Göz kenarlarında, dudak çevresinde ve alında, yirmi yaşından hemen sonra ince kırışıklıklar belirir. Bakım yapılır­ken;

a)Yağlı temizleme sütü ile cilt temizlenir.
b)Ozon buharı ciltte, gözler birer pet ile kapatılarak, beş veya on dakika tutulur.
c)Frimatör fırçası ile çok hafif peeling yapık.
d)Bütün yüze nemlendirici özelliği olan ampul sürülür. Cilt yüzeyinde kızarıklık veya telengiektesion yok ise, ionozyapılır. Eğer var ise yapılmaz.
e)Nemlendirici maske sürülür. Bekleme süresi, on veya onbeş dakikadır.
f)Nemlendirici krem ile masaj yapılır. Ve kremin fazlası alınmaz.
g)Nemlendirici packung sürülür. Süre on veya onbeş dakikadır.
h)Nemlendirici kremle masaj yapılır. Kremin fazlası hafif olarak alınır.

YAŞLI CİLT (ATROFİYE )
a)Temizleme sütü ile cilt temizlenir.
b)Vapozone ile ozon buharı verilir. Süre, beş veya on dakikadır.
c)Cilt kahnhğma göre peeling yapılır.
d)Collogen eîastirı veya placenta içeren ampuller cilde direk veya iontoferez ile yedirilir,
e)Reganerativ (hücre yenüeyicî) maske sürülür. Süre, oneş dakikadır.
f)Besleyici krem ile masaj yapılır.
g)Kremin fazlası alınmadan, eğer var ise H. F. uygulanır.
h)Placenta, eîasrin, collogen ihtiva eden packung uygulanır.Süre. on beş dakikadır.
ı)Göz altına, göz kremi ile üç dakika masaj yapılır. Bütün yüze masaj yapılır ve krem yüzde bırakılır.

NOT: Bütün cilt türlerinde alerjik reaksiyonlar olabilir. Örneğin, cilt yağlı olursa fazla masaj yapılmaz. Aynı zamanda alerjik de ola­bilir. Böyle durumda peeling yaptıktan sonra eğer kızarıklık veya a-şırı kaşınma olursa, anti alerjik ampul veya packung sürülür.

NORMAL CİLT Hafif gergin, dokusu sık, kırışıksız, dokunul­duğunda bir bebeğinki kadar düzgündür. Ender rastlanan bir cilt ti­pidir.
Cildinizi hırpalayan pek çok etken var. Sizin üzerinize düşen tek şeyse, güzelliğinizi korumaya çalışmak. Uykusuzluk, hava kirliliği ve stresin cildinize etkileri karşısında doğru ve sürekli bir cilt bakımı uy­gulanmıyorsanız, cildinizin nemini yitirmesi, kuruması, kırışması ve zamanından önce yaşlanması kaçınılmazdır. Bu nedenle 20 yaşın­dan itibaren, cilt bakımına başlamak gerekiyor. Tabi bu bakımın yaş ilerledikçe farklılaşması da şart. Günümüz kadını artık yüzüne sürdüğü, hatta değdirdiği her ürün konusunda son derece seçici dav­ranmak zorunda.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

30′lu Yaşlarda cilt bakımı

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

30′lu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir; göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar, işte bu yüzden, cilt yüzeyi ar­tık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığın­dan, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sı­zan makyaj malzemeleri de alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlar. Esnek lifler ve kolajen, eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebi­lir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı?

Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral karışımları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince; sabahları koruma filtre­si içeren kremlerden, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan özel ürünler kullanmaktır. Özel te­mizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

40′lı Yaşlarda cilt bakımı

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

40′ını geçip de 35′inde gösteren kadınlar vardır. Bu durum, yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey vardır. Bu yaşlardaki cil­din kolajen üretimi giderek azalır. Cildin üst katmanı hâlâ gücünü korusa da iç kısımda bulunup onu destekleyen esnek lifler biraz za­yıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de cilt mat ya da sol­gun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi yüzdeki kas­larda da çökmeler görülür. Bu sebeple, her gün ayna önünde ya­pılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir.

Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer yöntem ise, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Nemlendiricinizi yaşınıza göre seçin

11/12/2008 · Kategori: Guzellik

Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır. Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşma karşısın­da, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epi­dermin bu gereksinimi böylece karşılanır. Amerika’da yapılan araş­tırmalar, 35 yaş üzerinde olup nemlendirici krem kullananların kı­rışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla yüzde 50 azaldığını gösteriyor.

20-30 yaş: Bu yaş grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini gidere­cek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici krem­lerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama sağlar.

30-40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici meka­nizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yo­ğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlen­diriciler, 30 yaş ve üzeri ciltler için idealdir. Bitkisel özlü nemlendi­riciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nem­lilik sağlar.

40-50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybe­den cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır.

50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, ge­çirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir et­ki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlen­diricilerin, cildi nemlendirmenin yanı sıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::